Yaşlanan Türkiye Öncesi Büyük Piyango !

Önümüzdeki Dönem Türkiye’nin Tarihi Fırsatı..

 

 

 

Aytun Bilgin  

Mart 2016  

İstanbul

 

Yaşlanan Türkiye Öncesi ;

Demografik Fırsat Penceresi..!

(Demographic window of opportunity).

 

Bu durum uluslara öyle birkaç nesilde bir denk gelen türden değildir.

 

Ülkeler tarihin akışı içinde bu tip durumlar ile çok az karşılaşırlar.

 

Bu bir ülkeye çıkabilecek en büyük piyangodur! 

Yeter ki bileti yırtmayın..

 

Yaşlanmak zorunda kalan Türkiye’ye bu büyük piyango 21.yy başında vurdu...!

 

Bütün her şey önümüzdeki 15 yılda ne olursa olsun büyümeye devam etmemize bağlı.

 

Türkiye’nin 2030’lu yıllara kadar büyümeye devamı sadece 21.YY değil çok daha uzun sürelerin kaderini tayin edecektir.

 

Peki neden hemen ve sürekli büyümek zorundayız?

 

Çünkü; çalışma çağındaki nüfus azaldıkça ilgili dönemde ülkelerin daha yavaş büyüdüğü , çalışan nüfus arttıkça büyümenin de arttığı yapılan araştırmalarda ortaya konmuştur.

 

Türkiye yıllarca düşük çalışan nüfus oranı ile büyümeye çalışmıştır.

179537-11 Yaşlanan Türkiye Öncesi Büyük Piyango !

Demografik değişmeler, sermaye yoğunluğundaki değişmelerden farklı olarak yakın gelecekteki kişi başına gelirde artış yaratacak olmasına rağmen; uzak gelecekte ise kişi başına gelirde azalma yaşanacaktır.*

 

Kuruluşundan bu yana Türkiye Cumhuriyeti'nde iki nüfus politikası uygulanmıştır:

 

1)1965'e kadar uygulanan, doğumları teşvik edici politika.

 

2)1965 sonrasında, Nüfus Planlama Yasası'nda da yer verilen, doğumları sınırlayıcı politika.

179538-12 Yaşlanan Türkiye Öncesi Büyük Piyango !

Türkiye nüfusu 1927-2011 arasında 5,5 kat artmıştır. II. Dünya Savaşı (1939-45) sırasında nüfus artış hızları hem doğumların azalması, hem de ölümlerin artması yüzünden düştü.

 

1945'ten sonra nüfus artışı hızlanarak 1955-60 arasında en yüksek düzeye çıktı;

 

1965'ten sonra Türkiye'nin nüfus artış hızında düzenli bir düşme olduğu söylenebilir.

 

Türkiye nüfusunun en önemli özelliklerinden biri genç olmasıdır. 0-14 yaş grubu nüfus, toplam nüfusun yüzde 24,27'sini oluşturur.

 

Ancak bu oran 1965'den beri sürekli azalmakta ve Türkiye toplumu giderek yaşlanmaktadır.

 

0-14 yaş grubu 1965'te nüfusun yüzde 41,9'unu oluştururken 2014'te yüzde 24,27'sine karşılık gelmektedir.

 

Türkiye, nüfusun demografik yapısındaki değişim sürecinin sonuna yaklaşmıştır.

 

Nüfus artışı hızı gerilemiş ve bu oran düşmeye devam etmektedir. Nüfusun yaşlanması kaçınılmaz bir gerçek olacaktır.

 

Türkiye, nüfusunun genç olmasının avantajları ile övünürken nüfusun yapısındaki değişim ve yaşlanmanın başlamasıyla bu avantajlarını zamanla kaybedecektir.

 

Türkiye, önümüzdeki dönemlerde nüfusun yaşlanmasının getirdiği pek çok ekonomik ve toplumsal değişim ve bunun getirdiği sorunları yaşayacaktır.

 

Türkiye’nin nüfusu hızla yaşlanmakta ve 21.YY sonuna büyük ihtimalle yaşlı bir nüfus yapısı ile gireceğiz.

 

Ancak önemli nokta şu ki buraya gelmeden önce bir çeşit ‘’ son ve büyük şans ‘’ dönemi yaşayacağız.

 

Çalışan nüfus sayısının tavan yaptığı bir zaman dilimi ile yüz yıllardır ilk defa karşılaşıyor olacağız.

 

Bu durum, büyük fırsatlar yaratmakta ancak bu fırsatlardan yararlanmak için hemen yapılması gerekenler var.

179539-13 Yaşlanan Türkiye Öncesi Büyük Piyango !

Artan üretici nüfus istihdam imkânlarını da arttıracaktır. Ancak bu dönem bu akışın kendi haline doğal akışına bırakılabilecek bir dönem değildir.

 

İstihdam Türkiye için sadece iktisadi değil sosyolojik bir sorundur.

 

İstihdamın arttırılması önümüzdeki 10 yıl için her türlü stratejinin en önünde olmalıdır. Bu sadece içinde bulunduğumuz dönem için değil ondan sonraki 100 yılımız için anlam ifade etmektedir.

 

Türkiye orta gelir tuzağından çıkıp zengin ve kalkınmış bir ülke olacak ise bu yaşlılık öncesi ‘’ en büyük şansı ‘’ önümüzdeki 10 yıl içinde nasıl kullandığına bağlı olacaktır.

 

Bu dönemde neler olabilir;

 

1)Vergi tabanı genişleyecek, toplanan vergi gelirleri artacak , bunun sonucunda kamu maliyesi güçlenecek ve tasarrufları da artacaktır.

 

2)Kamunun Proje ve yatırımları arttırma imkânları yanında kalkınma ve  sosyal güvenlik , sosyal hizmetler için ayırabileceği imkânlar genişleyecektir.

 

3)Özel tasarruflarda da aynı şekilde bir artış beklenebilir. Ki bu Türkiye’nin orta – uzun vadeli önemli bir sorunudur. Önemli bir sermaye birikimi imkânı doğacaktır.

 

4)Genç nüfusun azalması ile eğitime yapılan harcamaların GSYH içindeki payı sabit kalsa bile, eğitimle ilgili kaynaklar artacaktır. Eğitim kalitesi ve ortalama süresi uzayacaktır.

 

5)Bütün yetişkinlerin çalışacak işleri olması durumunda çocuklar, okullarına daha uzun süre devam edecek ve daha elverişli işgücü piyasası fırsatları yakalayabileceklerdir.

 

6)Kadının işgücüne katılım oranı ise artan eğitim imkanları ile yükselecektir. Türkiye şu anda kadınların artan işgücü katılımı oranının sonucunda oluşabilecek ekonomik patlamayı hayal bile edememektedir. Kadın nüfusun iş gücü katılımındaki artışın üretim ve talep tarafında büyük etkileri olacaktır.

 

7)Daha yüksek eğitim kalitesi ile gelen nesiller daha yüksek katma değerle üretim alanına girecektir.

 

8)İstihdam genişledikçe sosyal güvenlik sistemi de gelişecek, yaşlılar emeklilik ve sağlık hizmetleri alanında daha geniş imkanlara kavuşacaklardır.

 

Buna karşılık, işgücüne yönelik talep, çalışabilir nitelikteki potansiyel işgücü arzının gerisinde kalırsa bu önümüzdeki yüz yıla sirayet edecek ve orta gelir grubunda kalmamızı teyit edecektir. Daha sonra ise yaşlanan nüfus ile bu bölgeden çıkmak çok daha zordur.

 

Nüfusun yaşlanması, uzun yıllardır dünya gündemindeyken genç nüfus yapısı ile Türkiye bu konulara hiç ilgi duymadı.

 

Ancak nüfus yaşlanması 21. yüzyılda ön plana çıkan en önemli demografik olgulardan biridir. Bütün dünyada gelişen tıp ve sağlık teknolojileri, iyi bakım imkanları , artan gelir düzeyi ile insanlar daha uzun yaşarken doğum oranları azalmakta ve dolayısıyla yaşlı nüfus sayısal ve oransal olarak artmaktadır.

 

Nüfus yaşlanması, sağlıktan sosyal güvenliğe, çevre ile ilgili konulardan eğitime, iş olanaklarına, sosyal-kültürel faaliyetlere ve aile hayatına kadar toplumun bütün yönlerini etkilemektedir. Tabi ki bunların tümü ekonomik aktivitenin temelidir.

 

Bir ülkenin ekonomik gelişimi ve değişimi bunların toplamına bağlıdır. Türkiye uzun yıllardır tüketim ağırlıklı genç nüfus ile yaşadı. Genç nüfus eğitimden sosyal hizmetlere , istihdam ve yatırıma ekonomik olarak aslında en zor demografik dönemdir.

 

 

Bunu takip eden ise çalışan – üreten – müteşebbis nüfusun ağırlıkta olduğu orta yaş grubunun en yüksek nüfus yoğunluğunu oluşturduğu demografik yapıdır ki;

 

Bütün ülkelerin üretim , gelişme, kalkınma  ve zenginleşme için yüzyıllarca beklediği gerçek patlama ve dönüşüm dönemleridir.

 

Ve şimdi sıra Türkiye’de.

 

Bu şansı kullanıp kullanmamak ise önümüzdeki yakın yıllarda yapacaklarımıza bağlı.

 

Türkiye'de yaşlı nüfusun (65+ yaş) toplam nüfus içindeki payı; 20. yy'ın son on yılına kadar yüzde 5'in altında kalarak ciddî bir değişiklik göstermemiştir.

 

Doğurganlıktaki düşüşle birlikte yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı giderek artmaktadır. Hızlı iç göç nedeniyle özellikle kırsal kesimin yaşlılık oranları, daha hızlı artmaktadır.

 

2013 yılında % 7,68 olan 65 yaş ve üzeri nüfusun oranının 2050 yılında % 17,6'ya ulaşacağı tahmin edilmektedir.

 

Kaç çalışan kaç çalışmayanın yükümlülüğünü taşıyor ?

 

Çalışma çağının (faal nüfus) dışındaki nüfusun, (0-14 ve 65+ yaş) çalışma çağındaki nüfusa (15-64 yaş) oranını gösteren bağımlılık oranı ki bunun anlamı şudur;

 

1935'te çalışma çağındaki 100 kişi çalışma çağı dışında 83 kişi ile yükümlü idi.

 

1990'da çalışma çağındaki her 100 kişi için bu sayı 64 kişidir.

 

2014 yılındaysa her 100 çalışma çağındaki kişinin, çalışma çağı dışındaki 47 kişinin yükümlülüğünü üstlendiği görülür.

 

Ki işte demografik değişimin ekonomi üzerindeki etkisi bu noktadadır. Bu dönemi tam manası ile bir ekonomik patlama ile değerlendiremez isek daha sonra çalışma yaşındaki az bir nüfus çalışma çağı dışında büyük bir nüfusa yetmek zorunda kalacak. Şu önümüzdeki 10 yıllarda ise drum tam tersi çalışma çağındaki nüfus tavan yapıyor.

179540-14 Yaşlanan Türkiye Öncesi Büyük Piyango !

Cari açık  -  Tasarruf oranı ve nüfus yapımızın ilişkisi;

 

Bunun anlamı şu noktada önemlidir ki ; 100 ülke örneğinde zaman serisi verileri kullanılarak yapılan panel veri analizi sonuçlarına göre, hem gençlerin hem de yaşlıların bağımlılık oranındaki artış düşük tasarruf oranlarıyla ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle demografik değişiklikler cari işlemler dengesinin belirlenmesinde etkili olmaktadır.(1)

 

lkenin yaş yapısındaki değişmeler, ülkenin ekonomik performansı üzerinde önemli etkilere sahip olmaktadır.

 

Çocuk oranının yüksek olduğu ülkelerin, milli gelirlerinden çocuk bakımına önemli oranda kaynak ayırması ekonomik büyüme hızında baskıya neden olmaktadır.

 

Bunun tersi olarak, bir ülkenin çalışma çağı nüfusunun yoğunluğu eğer çok fazla ise, bu grubun her ilave üretimi ekonomik büyüme üzerinde olumlu yansımalar yaratacaktır.

 

Orta yaş ve üzeri yaş grubundakilerin payının fazla olmasına, ülke kaynaklarının önemli bir kısmının üretimde bulunmayanların ihtiyaçlarına sunulmasına neden olacaktır.(2)

 

evcut demografik eğilimlerin devam edeceği varsayımından hareketle yapılan hesaplamalar, 21. yüzyılın tüm dünyadaki beklentilere paralel olarak Türkiye’de de yaşlı yüzyılı olacağına işaret etmektedir.

 

Değişen yaş yapısı ile birlikte, özellikle yüzyılın ikinci yarısında, yaşlı nüfusun, sosyal, demografik ve ekonomik açıdan Türkiye’de de önem kazanması beklenmektedir

 

1950’ler.. Artan genç nüfus ile insanlığın en büyük talepleri Türkiye’yi bir başka vurmaya başlamıştı….

 

Beslenme  ve barınma .

 

Türkiye’de 1950’li yıllardan sonra başlayan kentsel alanlara göç dalgası !

 

Sosyal güvenlik unsurları zayıf olan ülkenin ‘’ güvenlik duygusunu’’ kırsal kesim yaşam biçimi sağlıyordu.

 

1950 Tarım Sayımı sonuçlarına göre toplam 2 760 304 aileden 336 860'ı, yani % 12.20'si tümüyle topraksızdır (KANBOLAT, 1963: 33).

 

179541-16 Yaşlanan Türkiye Öncesi Büyük Piyango !

1963 Sayımı'na göre ise toplam 3 514 476 aileden 308 899'u, yani %8.79'u topraksızdır. (OİE, 1965a: 6)(A.Makal AÜ).

 

Kentsel göçlerden önceki yıllarda kıral kesimim şehirli nüfusa oranı % 70 ‘lerdeydi. Hiçbir sosyal güvencesi olmayan bu geniş nüfus özellikle 1980 – 85 döneminde geniş kitleler halinde şehirleşti.

 

1950’de başlayan hareket her yıl milyonlara varan sayılar ile devam etti.

 

Son yıllarda ise % 80’lere doğru giden kentsel nüfus ile karşı karşıyayız.

Göçlerden önce bu büyük nüfus ( ki bahsettiğimiz gibi % 10’u tamamen topraksız) ekonomik – finansal güvencelerden yoksun sadece ‘’ toplumsal – sosyal yaşam biçiminin ‘’ sağladığı imkanlar ile hayatlarını idame ettirmekteydi.

 

1980’li yıllardan sonra ise ekonomik – siyasi – toplumsal sarsıntılar ve değişimler çok hızlı geldi.

 

Tam bu arada kentleşen milyonlarca insan için ; ‘’ Toplumsal – sosyal yaşam biçiminin getirdiği güvence ‘’ yerini ‘’Bireysel ekonomik – finansal taleplere ‘’ bıraktı.

 

Orta gelir tuzağından kurtuluşumuzda, zenginleşme hayallerimizde bir çok nesli etkileyecek şekilde önümüzdeki çeyrek yüzyıla bağlı.

 

Yakın zaman içinde ülkemizin çalışabilir nüfusu tepe noktalara çıkarken aynı zamanda görece ve tarihsel anlamı ile dünyaya en açık ve eğitimli çalışılabilir nüfus dağılımına sahip olacağız.

 

Tarihte bir çok ülkenin yükseliş ve zenginleşme dönemleri bu demografik dağılımından destek almıştır. Türkiye nüfusu 2023 yılında yani sadece 8 yıl sonra 84 milyon olacak. Daha sonra ise 2050 yılında ancak 98 milyon olacağız.

 

1980 yılında 40 milyon olduğumuz düşünülür ise fark daha iyi anlaşılacaktır. Peki, bu konunun orta gelir tuzağı ile ne ilgisi var?

 

Türkiye‘nin yeterince zenginleşmek için yararlanacağı “genç nüfus” avantajı için süresi gittikçe azalıyor.  2050 yılından başlayarak nüfus azalacak ve 2075 yılında 89 milyonluk nüfus büyüklüğüne erişeceğiz.

 

179542-17 Yaşlanan Türkiye Öncesi Büyük Piyango !Başka bir deyişle 60 yıl sonra nüfusumuz şuandan sadece 12 milyon kişi fazla olacak.

1980 ‘den günümüze 35 yılda 36 milyon artan nüfus ile 60 yılda 12 milyon artan nüfus zannederim olayı daha iyi algılamamıza yardımcı olur.

 

Son yıllar itibari ile 65 yaş üzeri nüfus 5.7 milyon kişi bunların toplam nüfusa oranı ise %7.5.

 

Sadece 8 yıl sonra ise bu rakam 8.6 milyon kişiye çıkacak. 8 yıl sonra yaklaşık 3 milyon kişi daha fazla 65 yaş üstü nüfusa sahip olacağız.

 

Oysa 1985 yılında 15-19 yaş arası 3 milyon 217 bin kişi iken 70-74 yaş arası nüfus sadece 315 bin kişiydi.

 

Bu harcamalardan, üretime, sosyal güvenlik sisteminden tüketici taleplerine kadar bütün ekonomik rasyolar üzerinde etkili olacak.

 

Ülkenin bazı yörelerinde öğrenci yokluğundan veya azlığından okullar kapatacağız.

 

Üniversitelerimizin bir çok kontenjanı öğrenci yokluğundan boş kalacak.

 

Bu sebeple üniversite yatırımları kesinlikle yabancı öğrenci taleplerine cevap verebilecek yapıda oluşturulmalıdır.

 

Yakın gelecekte Türkiye en azından bölgenin çok büyük bir üniversite eğitim merkezi olacak.

 

Nüfus artış hızımız düşmeye devam ediyor.

 

Ancak zamana karşı yarışımız hiç vakit kaybetme lüksü bırakmıyor.

 

Türkiye önümüzdeki 15-20 yıl içinde muhakkak düzenli ve sürekli büyümelidir.

 

179543-18 Yaşlanan Türkiye Öncesi Büyük Piyango !

2045-2050 döneminde ise dünya nüfusunun artış hızının yüzde 0,4 olması beklenmektedir.

 

Bu dönemde Türkiye’nin nüfus artış hızının yüzde 0,2 ile 187 ülke arasında 109. sırada yer alacağı tahmin edilmektedir.

 

1.000 nüfus başına düşen doğum sayısı olarak ifade edilen kaba doğum hızı, 2010-2015 dönemi tahminlerine göre dünyada binde 19,2’dir.

 

2045-2050 dönemi tahminlerine göre dünyada kaba doğum hızının binde 14,2 olması beklenmektedir.

 

2050 Hızı binde 11,5 olarak tahmin edilen Türkiye’nin, 186 ülke arasında 106. sırada yer alması beklenmektedir.

 

1935 Yılından günümüze Türkiye’nin ortanca yaş tablosuna baktığımızda resim oldukça belirgin görünecektir.

 

Ortanca (medyan) yaş, nüfusu oluşturan kişilerin yaşları, küçükten büyüğe doğru sıralandığında ortada kalan kişinin yaşını ifade etmektedir. Buna göre nüfusun yarısı bu yaştan küçük, diğer yarısı da bu yaştan büyüktür.

 

Ortanca yaşın ileri yaşlarda bir değer alması, o ülkenin daha yaşlı bir nüfusa sahip olduğunu göstermektedir.

 

Ortanca yaşın genç yaş grubunda olması, o ülkedeki çocuk ve genç nüfusunun fazla olduğunu göstermektedir. 2010 yılı tahminlerine göre dünya nüfusunun ortanca yaşı 29,2’dir.

 

Ortanca yaşın en yüksek olduğu, diğer bir ifade ile en yaşlı nüfusa sahip ülkeler arasında Japonya (44,7 yaş), Almanya (44,3 yaş) ve İtalya (43,2 yaş) yer almaktadır.

 

Ortanca yaşın en düşük olduğu ülkeler arasında ise Afganistan (16,6 yaş), Mali (16,3 yaş) ve Nijer (15,5 yaş) bulunmaktadır. Ortanca yaşı 28,9 olan Türkiye, 186 ülke arasında 80. sırada yer almaktadır.

 

Bu aynı zamanda yurtdışına yatırım yapan kuruluşlarımızın dikkatle üzerinde durmaları gereken konudur. Yatırım yapılan ülkenin demografik geleceği yatırımın geri dönüşü ile ilgili en temel konulardandır. 

 

2050 yılında dünya nüfusunun ortanca yaşının 38 olacağı tahmin edilmektedir.

 

Ortanca yaşın en düşük olacağı tahmin edilen ülkeler arasında ise Nijer ve Malavi (19,6 yaş), Zambiya (17,9 yaş) bulunmaktadır. 2050 yılında ortanca yaşı 40,2 olarak tahmin edilen Türkiye’nin 186 ülke arasında 89. sırada yer alması beklenmektedir.

 

Türkiye’de ortanca yaş gelişimi 1935 – 2014 :

 

179544-19 Yaşlanan Türkiye Öncesi Büyük Piyango !

 

2045-2050 dönemi tahminlerine göre dünyada kadın başına düşen ortalama çocuk sayısının 2,2 olması beklenmektedir.

 

Bu dönemde, toplam doğurganlık hızının 1,8 olacağı tahmin edilen Türkiye’nin, 186 ülke arasında 126. sırada yer alması beklenmektedir.

 

Bu noktada ekonomik faaliyetlerde uzun dönemli yatırımlar hedef kitlesindeki değişime dikkat çekmekte fayda görüyorum

 

Okul, anaokulu , bebek ürünleri konusunda uzun vadeli yatırımlar ve demografik değişim önemli işaretler vermektedir.

 

Yaşlı nüfusa eklenecek milyonlarca nüfus ve bebek-çocuk grubundan eksilecek milyonlarca nüfus  2040-2050 projeksiyonlarında ele alınmalıdır. 2075 beklentilerinde ise yapı zaten tamamen değişmiş olacak.

 

Bu arada not emek gerekir ki, son yıllarda oldukça gündemde olan kurumsallaşma için en önemli ihtiyaç ve zorunluluk gelecek projeksiyonudur.

 

Bir işletme için 25 – 30 yıllık planlamalar söz konusu olmadan kurumsal yapıdan bahsetmek zordur. Bahsedilen kısa vade finansal faaliyetlerde ‘’önümüzü görmekten’’ faklı bir durumdur. Sanırım bu bölümde vereceğim örnek çok daha açıklayıcı olacaktır;

 

Bu bir trenin hangi istasyona gittiği tahmin etmek veya trenin son istasyonunu görmek ile ilgili değildir.

 

Bu demiryollarının nereye gideceğini öngörmek ve planlamaları bunun üzerine yapmak ile ilgilidir.

 

Müteşebbis davranış, zenginleşme isteği ve diğer sosyo-psikolojik faktörleri göz ardı etsek bile fiziki ihtiyaç ve talepte zorunlu değişiklikler olacak . Bu değişim yatırım , teknoloji , yeni ürünlerden, sağlık ve bakım alanına kayacak.

 

- 2023 yılında Türkiye nüfusunun yarısı 34 yaş üstünde olacak.

 

- 2050 yılında ise Türkiye de ortanca yaş 42,9.

 

- Sadece 8 yıl sonra 65+ nüfusun toplam nüfusa oranı %10 ‘un üzerine çıkacak.

 

- Sadece bir yaş ile durumu örneklemek istersek, 2023 yılında tam olarak 50 yaşındaki kişi sayısı bu güne göre 250 bin kişi artarken 19 yaşındaki kişi sayısı bu güne göre 100 bin azalmış olacak.

 

- Buzdolabı büyüklüğünden, otomobil motor hacmine, seyahat ve tatil bölgeleri tercihlerinden, restoran menülerine kadar, ticari, sınai veya finansal tüm ekonomik faaliyetler bu değişimden etkilenecek.

 

Tüm bu demografik değişiklik Türkiye'nin bütün ekonomik davranış biçimini değiştirecek.

 

179545-21 Yaşlanan Türkiye Öncesi Büyük Piyango !

 

Demografik Fırsat Penceresi  

(Demographic window of opportunity)

 

15-20 yılın iyi kullanılması gerekiyor. Bu dönem içim için ihtiyacımız olan şey büyüme ve dolayısı ile istihdam.

 

Sermaye piyasaları başta olmak üzere kamu-özel tüm aktörlerin kaliteli yüksek büyümenin sağlanması için önündeki zaman oldukça sınırlı.

 

Önümüzdeki dönemde %5 ortalama büyümeyi şu andaki uluslararası konjonktürle tutturmak zorlaşırken orta gelir tuzağını aşacak zenginleşme için zamanımız gittikçe daralıyor.

 

Birleşmiş Milletler’in 2012 yılı nüfus projeksiyonlarına göre dünya nüfusu yaklaşık 7 milyar 52 milyon kişidir. 2012 yılında Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1,1’ini oluşturan Türkiye, nüfus bakımından dünyanın en büyük 18. ülkesidir.

 

2050 yılında Dünya nüfusu 9 milyar 306 milyon kişi olurken, temel nüfus projeksiyon senaryosuna göre Türkiye 20. sıraya gerileyecektir.

 

2075 yılına gelindiğinde Dünya nüfusu 9 milyar 905 milyon kişiye yükselecek, Türkiye’nin sıralamadaki yeri ise 24 olarak değişecektir. (Tüik )

 

TÜİK tarafı

01 Sep 2016

Parahaberi

Borsa , ekonomi ve finans alanında günlük , haftalık ve aylık altın , döviz , forex , borsa gibi piyasalarda içerik sağlayan , güncel önemli yerli ve yabancı ekonomik gelişmeleri okuyuculara duyuran borsa ve finans sitesidir.

Yorum Yap