Türkiye Kömürde Dengeyi Nasıl Kurmalı

Hazar Strateji Enstitüsü Özel Raporu

Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi  tarafından hazırlanan Yönetici Bilgi Notu, Enerji  sektöründen üst düzey yönetici, bürokrat, karar alıcı ve uzmanlara  gönderilmektedir. Bu özel raporu parahaberi.com sitesi olarak sizlere ulaştırmaktayız.

 

 

 

 

 

Yönetici Bilgi Notu

Türkiye, ekonomik büyümesi ve nüfusu artış hızı neticesinde her yıl artan elektrik tüketimini kesintisiz ve sürdürülebilir olarak karşılamak zorunda olduğu kadar; düşük maliyetle, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarını en yüksek seviyede de kullanmak zorundadır.

 

Petrol ve doğal gaz rezervleri açısından yakın coğrafyasındaki ülkeler kadar şanslı olmayan Türkiye, elektrik üretiminde rüzgar, güneş, hidroelektrik ve jeotermal yenilenebilir enerji kaynakları ile yerli kömüre öncelik veren bir enerji politikası uygulamaktadır.

 

Türkiye ekonomisinin makro göstergelerine bakıldığında en önemli problemlerden birisinin cari açık sorunu olduğu görülmektedir. Türkiye’nin 2013 yılında 64,66 milyar dolar olan cari açığı 2014 yılında yaklaşık 19 milyar azalarak 45,84 milyar dolara gerilemiştir. Buradaki gerilemenin en temel nedenleri arasında ekonomik büyüme hızının yavaşlaması ve petrol fiyatlarında yaşanan düşüş sayılmaktadır. Cari açığın kaynaklarına bakıldığında ise cari açık sorununun en önemli nedenlerinden birisinin enerji ithalatı olduğu görülmektedir.

 

Öte yandan Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı fiyat ve kur dalgalanmaları dolayısıyla enerji maliyetlerini daha da yukarı çekerek sektörü olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Enerji maliyetleri, ekonomik büyüme ve rekabet gücü açısından da önemli bir parametredir. Türkiye’nin üretim yapısı içinde enerji yoğun sektörlerin payı ile enerji verimliliğinin gelişmiş ülke ortalamalarının altında kalması, enerji maliyetlerini sanayi kesimi için çok daha önemli kılmaktadır. Bu nedenlerden dolayı Türkiye yenilebilir enerji kaynakları kadar yerli kömürden elektrik üretimine de çok büyük önem vermektedir.

 

Dünya elektrik üretiminde kömürün payı yüzde 41’dir. Gelecek yıllarda gelişmiş ülkelerin kömür talebinin düşeceği, gelişmekte olan ülkelerin ise düşük maliyeti nedeniyle kömür talebinin artacağı öngörülmektedir. Her ne kadar küresel kömür talebi ilerleyen yıllarda artmaya devam etse de kömürün elektrik üretimindeki payının çevresel nedenler, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve doğal gazın daha çevreci bir yakıt olması nedeniyle yüzde 25’lerin altına düşeceği tahmin edilmektedir.

 

Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) verilerine göre Türkiye’nin toplam kanıtlanmış kömür rezervleri 15,4 milyar tondur. Bunun 14,1 milyar tonu linyit (%92), 1,3 milyar tonu (%8) ise taş kömürüdür. Türkiye’nin elektrik üretiminde kömü- rün 2004 yılında yüzde 22,9 olan payı 2014’de yüzde 29,56’e yükselmiştir. Dünyadaki duruma bakıldığında ise ABD’de elektrik üretiminde kömürün payı yüzde 43, Kanada’da yüzde 12, Çin’de yüzde 79 ve Hindistan’da yüzde 12’dir.

 

Türkiye’nin 2004 yılında 36,824 MW olan elektrikteki toplam kurulu gücü 2015 yılı Mayıs ayı sonu itibariyle 71,429 MW’a yükselmiştir. 2004 yılında toplam kurulu gücün içinde yerli (taş kömürü+linyit) ve ithal kömür santrallerinin payı yüzde 22,5 ve toplam kurulu gücü 8,296 MW olmuş- tur. 2015 Mayıs sonu itibariyle ise toplam kurulu güç içinde kömür santrallerinin toplam payı yüzde 20,5’e gerilemesine rağmen kömür santrallerinin toplam kurulu gücü 14,658 MW’a çıkmıştır.

 

 Türkiye yerli kömürden elektrik üretimini teşvik ederek arttırmak isterken, TEİAŞ verilerine göre ithal kömür santrallerinde görülen kurulu güç artışının yerli kömür santrallerine göre çok daha fazladır. 2004 yılında ithal kömür santrallerinin 1,510 MW olan kurulu gücü 2015 yılı Mayıs ayı sonu itibariyle 6,070 MW’a yükselmiştir. Kömür santrallerinin kurulu gücü 10 yılda 4 kat artarken aynı dönemde yerli kömür santrallerinin kurulu gücü ise 6,786 MW’dan 8,588 MW’a çıkmıştır. İşletmede olan 32 kömür santralinin 23 tanesi yerli, 9 tanesi ise ithal kömürle çalışan santrallerden oluşmaktadır.

 

EPDK verilerine göre, proje aşamasında olan kömür santrallerinin sayılarına bakıldığında toplam kurulu gücü 5,215 MW olan 11 kömür santralinin 6 tanesinin (3,570 MW) ithal, geri kalan 5 tanesinin ise (1,645 MW) yerli kömür santralleri olduğu görülmektedir.

 

Ön lisans sürecinde olan kömür santrallerinin sayılarına bakıldığında ise, toplam kurulu gücü 7,798 MW olan 15 kömür santralinin 8 tanesinin (5,588 MW) ithal, geri kalan 7 tanesinin ise (2,210) yerli kömür santralleri olduğu görülmektedir.

 

Küresel kömür fiyatlarında yaşanan düşüş trendi Türkiye’deki ithal kömür santrallerinin sayısındaki artışın en büyük nedenidir. 2004 yılında ABD, Avrupa ve Asya’daki gösterge kömür fiyatlarının ortalaması 69,8 dolar/ton iken 2008 yılı ortalaması 138,1 dolar/tona yükselmiştir. 2014 yılına gelindiğinde ise ortalama fiyat 74,09 dolar/tona gerilemiştir.

 

Küresel kömür fiyatlarının gerilemeye devam etmesi ithal kömür yatırımlarını teşvik etmektedir. Öte yandan Türkiye’nin 2013 yılında yerli kömürden ürettiği toplam elektrik enerjisi miktarı 32,9 milyar kWh iken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2015-2019 dönemini kapsayan stratejik planında bu rakamın 60 kWh’e yükseltilmesi hedeflenmektedir.

 

Türkiye’nin yerli kömür kaynaklarını geliştirmesi hem enerji maliyetleri hem de ekonomik açıdan Türkiye için kritik önem arz etmektedir. Bununla birlikte Türkiye, çevre ve insan sağlığını göz ardı etmeden yerli kaynaklarına yatırım yaparken, küresel kömür piyasalarındaki koşullar ve Türkiye’nin artan elektrik tüketimi nedeniyle ithal kömüre dayalı santral yatırımlarının kontrolsüz şekilde artmasına neden olmaktadır. İthal kömür santrallerinin sayısındaki aşırı artış yüksek karbon salınımı kaynaklı olarak çevre kirliliği riskini artırırken aynı zamanda yerli kömür yatırımlarını da olumsuz etkileyebilmektedir. Bu sebeple, yeni kömür santrali yapımlarında yerli kömüre dayalı santraller daha etkin şekilde teşvik edilmeli, ithalata dayalı kömür santrallerinin ise başta Kuzey Marmara, Batı Karadeniz ve Çukurova bölgesinde yoğunlaşarak kümülatif etkilerinin artması önlenmelidir.

 

Yararlanılan Kaynak: 
Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi, Yönetici Bilgi Notu, 2015 (41).
Hazırlayanlar: Dr. Efgan Nifti, Dr. Rüçhan Kaya, Emin Akhundzada, Emin Emrah Danış,
01 Sep 2016

Parahaberi

Borsa , ekonomi ve finans alanında günlük , haftalık ve aylık altın , döviz , forex , borsa gibi piyasalarda içerik sağlayan , güncel önemli yerli ve yabancı ekonomik gelişmeleri okuyuculara duyuran borsa ve finans sitesidir.

Yorum Yap