Türkiye ekonomisini anlamakta herkes kifayetsiz!

1098509_770x443 Türkiye ekonomisini anlamakta herkes kifayetsiz!

Renaissance Capital, TL’deki zayıflamadan yola çıkışla yayınladığı raporda, Türkiye’nin sorununu ne ekonomi yönetiminin ne de kredi kuruluşlarının anladığını yazdı. “Sorun özel sektörün döviz borcunun hedge edilmemesi” diyen ReCap, hükümete dövizle borçlanmayı sınırlama, bazı durumlarda yasaklama önerisi getirdi

Renaissance Capital (ReCap), TL’deki değer kaybına ilişkin raporunda, Türkiye’de özel sektörün döviz borcu uyumsuzluğunun temel iktisat bilgisine aykırı olduğunu yazdı. Ekonomide sorunun TL’deki zayıflamadan ziyade özel sektörün borçlanma uyumsuzluğu olduğunu öne süren ReCap, “ekonomi yönetiminden kredi derecelendirme kuruluşlarına, gazetecilerden analistlere” herkesin durumu kavramakta kifayetsiz kaldığını yazdı.

Çarpıcı raporda, hükümete, şirketlerin döviz borçlanmasını kısıtlama dahil sert önlemler alma önerisinde bulunuldu.

HERKES TEK KELİMEYLE KİFAYETSİZ

“Türkiye’nin döviz borcu 101’e (İktisata Giriş dersi kodu) aykırı” başlıklı rapor şu özet ile başlıyor:

“Türkiye’nin özel sektör döviz borcu uyumsuzluğu TL’nin zayıfladığı dönemlerde kayda değer biçimde dikkat çeken bir mesele. Bize göre, ekonomi yönetiminden kredi derecelendirme kuruluşlarına, analistlerden gazetecilere, bankalardan özel sektöre herkesin meseleyle ilgili yaptığı analizler tek kelimeyle ‘kifayetsiz.’”

1994 VE 2001 BENZERİ KISIRDÖNGÜ BEKLEMEK YANLIŞ

TL’de 1994 ve 2001 krizlerindeki harekete benzer bir kısırdöngü beklemenin yanlış olduğunu savunan ReCap, “O devalüasyonlarda TCMB kur çıpasını kaldırmış, kısa pozisyondaki bankalar da dövize yüklenmişti. Bugün Türkiye’nin bankacılık sektörünün efektif kısa pozisyonu bulunmuyor, perakende döviz borçlanması minimal düzeyde, özel sektör ihracatta rekabetçi, ithalat baskısı zayıf ve özel sektör döviz borcunun büyük bölümü 5 yıllık. Döviz uyumsuzluğuna sahip şirketlerin sadece küçük bir bölümü döviz peşinde koşmak zorunda. Kurdaki mevcut hareketler daha çok yurtiçi ekonomik güven ve küresel risk iştahıyla ilgili” dedi.

“FAKAT BİRİ SORUN VAR: ‘HEDGE’ SORUNU…”

Dövizde kısırdöngü bulunmadığını belirten ReCap uzmanları, bununla birlikte özel sektör borcunda bir “hedge” sorunu olduğuna inandıklarını belirtti:

“Fakat Türk özel sektörünün 212 milyar dolarlık (GSYH’nin yüzde 30’u) bir döviz borcu bulunuyor. Bize göre özellikle dolar bazlı bu yükümlülükler büyük oranda ‘hedge’ edilmemiş durumda. Dolayısıyla kur zayıflığı Türkiye ekonomisinde negatif geri besleme döngüsü yaratıyor. Türkiye bu nedenle Güney Afrika’dan farklı olarak sürekli kur savunmasına geçiyor. Döviz riski daha sorunlu krediye dönüşmeden önce, firmalar kur yükselişlerine yüksek fiyat artışları, kemer sıkma önlemleri, ihracat genişlemesi ve varlık enjeksiyonlarıyla yanıt veriyor. Borç sorunu yönetilebileceği halde, bu kolektif hareket, düşen yatırım ve istihdam nedeniyle makro büyümenin zayıflamasına neden oluyor. Negatif resesyonist geri besleme döngüsü kırılana kadar, TL her dönemde zayıflama eğilimi içinde olacak; zira büyüme yoksunluğu TL-pozitif döviz borçlanmasından kaldıraç azaltmaya geçişe, bu da kur baskısına neden olacak. Çünkü zayıf kur resesyonu, düşük büyüme zayıf kuru getirir.”

BORÇLAR İHRACAT KARININ 8 KATINI AŞIYOR

Raporda, “Türkiye’de yaptığımız görüşmelerde hemen hiçbir şirketin ya da bankanın borçlarını operasyonal ya da finansal olarak hedge ettiğini düşündürecek bir şey duymadık” diyen ReCap, TCMB anketlerinden çıkışla dövizle borçlanan şirketlerin yüzde 60’ının döviz borcunun, döviz ihracat EBITDA’sının 8 katını aştığını hesapladıklarını vurguladı. Raporda, döviz borçlanmasıyla ilgili sınırlamalar bulunmaması, hatta vergi politikasının dövizle borçlanmayı teşvik etmesi eleştirildi.

YASAL SINIRLAMA, YASAK GETİRİLMELİ

ReCap, geçen 14 yılda Ak Parti’nin Türkiye ekonomisinin zayıf TL’ye karşı yapısal kırılganlığını aşma yolunda adım atmadığını ifade ederek, “Bunun, hükümetin en dikkat çekici politika başarızılığı olduğunu düşünüyoruz” denildi.

Gelinen aşamada, son önlemlerle hükümetin döviz borçlanma uyumsuzluğunu aşma yönünde adım atmaya başladığını ifade eden ReCap analistleri, raporda hükümete şu çarpıcı önerilerde bulundu:

“Döviz borçlanmasını teşvik etmeyi bırakın: Şirket borçlanmalarında döviz zararı vergiden düşürülebiliyor, bunu kaldırın.”

“Enerji gibi sürdürülebilir şekilde dolarizasyona sahip sektörler dışında dövizle borçlanmayı yasaklayın. Veya döviz borcunun şirketin ihracat EBITDA’sının 2.5  katını aşmaması ya da finansal olarak tamamen hedge edilmesi şartını getirin.”

“Döviz kredilerinde bankaların gizlilik ilkesini düzenleyin. Bankalar döviz hedge’lerini, özel sektör döviz borçlularının toplam döviz EBITDA’larına oranlarını açıklamalı, portföylerindeki net döviz borcunun döviz EBITDA’sına duyarlılığını raporlamalı.”

“Dövizle borçlanacak şirketin, kur hareketine göre net borcu ile EBITDA’sına bir varlık sınırı getirilmeli.”

“Döviz tasarrufunu desteklemeyi bırakın: Bankaların döviz mevduatı tutma maliyetini arttırın ve mevduatta döviz kazançlarına, TL enstrümanlardaki gibi vergi koyun.”

“Şirketlerin hedge’siz döviz borçlanmasında, dolar ya da Euro yerine önde gelen kurlardan bir sepet oluşturarak borçlanma şartı getirin.”

“Son olarak enflasyon beklentilerini çıpalayın. Yüksek faiz oranlarından şikayetçi olan siyasetçiler, esasen ya yüksek nominal enflasyondan ya da enflasyon riskiyle bağlantılı yüksek risk priminden şikayet ediyorlardır. Enflasyon beklentilerini çıpalayarak her iki şikayet nedenini de ortadan kaldırın.”

ReCap, raporun sonunda, söz konusu önerilerin işe yaramasının, döviz uyumsuzluğu probleminin ne kadar büyük olduğuna bağlı olarak yıllar alacağını vurguladı.

-paraanaliz

15 Dec 2016

Parahaberi

Borsa , ekonomi ve finans alanında günlük , haftalık ve aylık altın , döviz , forex , borsa gibi piyasalarda içerik sağlayan , güncel önemli yerli ve yabancı ekonomik gelişmeleri okuyuculara duyuran borsa ve finans sitesidir.

Yorum Yap