“Sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi halinde…”

“Sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi halinde…”

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapabileceklerini belirterek, “Ayrıca döviz piyasasında iktisadi temellerle uyumlu olmayan sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi halinde likidite araçlarıyla gerekli tedbirleri alacağız” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya, 2017 yılının 1’inci Enflasyon Raporunu düzenlenen basın toplantısında açıkladı. Raporla ilgili bir sunum yapan Çetinkaya, küresel iktisadi görünüme değinerek başladığı konuşmasında “2016 yılı Kasım ayında gerçekleşen ABD seçimleri sonrasında küresel ekonomiye ilişkin belirsizlikler artarak devam etti. ABD’de destekleyici maliye politikasıyla büyümenin ivme kazanacağı ve FED’in para politikasını öngörülenden daha hızlı sıkılaştıracağı beklentileri güçlendi. Bu gelişmelere bağlı olarak yılın son çeyreğinde gelişmiş ülke faiz oranlarında artışlar yaşandı ve ABD Doları değer kazandı. Söz konusu gelişmeler Kasım ayından itibaren sermaye akımlarını gelişmiş ülkelere yönelmesine yol açtı. Yurtiçi iktisadi görünüme baktığımızda küresel piyasalarda yaşanan oynaklığın yanı sıra jeopolitik gelişmeler ve belirsizlikler 2016’nın 4’üncü çeyreğinde yurtiçi finansal piyasalarda dalgalı bir seyir izlenmesine neden oldu. Türkiye döviz kuru ve piyasa faizlerinde diğer gelişmekte olan ülkelerden olumsuz ayrıştı. Bu dönemde diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye’den de portföy çıkışları yaşandı ve tahvil piyasasındaki çıkışlar hisse senedi piyasasına göre daha belirgin oldu” diye konuştu.

“İÇ TALEP GÖRELİ OLARAK DAHA ZAYIF SEYREDİYOR”

Çetinkaya, konuşmasına şöyle devam etti:

“Finansal sistemi destekleyici makro ihtiyati politikalar Türikye Cumhuriyeti Merkez Bankası olarak aldığımız likidite tedbirlerinin gecikmeli etkileri ve kamu teşvikleri sayesinde son aylarda kredi kullanımında toparlanma eğilimi gözledik. 2016 yılının son çeyreğinde tüketici kredileri ve Türk Lirası cinsinden ticari kredilerdeki canlanmanın etkisiyle kredi büyümesindeki ılımlı artış devam etti. Ayrıca işletmelere yönelik kamu kredi destekleri sayesinde bankalar küçük ve orta ölçekli işletmelere kredi kullanımlarını arttırırken kredi faizleri de düşme eğilimi gösterdi. 2016 yılı sonunda tüketici enflasyonu Türk Lirasındaki değer kaybı vergi ayarlamaları ve gıda fiyatlarındaki kısmi yükselişin etkisiyle bir önceki çeyreğe göre artarak yüzde 8,53 oldu. İktisadi faaliyet yılın 3’üncü çeyreğinde Ekim enflasyon raporunda çizdiğimiz görünümle uyumlu olarak dönemlik bazda daralırken mevcut göstergeler 4’üncü çeyrekte ana eğilimde ılımlı bir toparlanmaya işaret etmekte. İç talep göreli olarak daha zayıf seyrediyor. Ancak AB ülkelerinin talebindeki artışın ihracat üzerindeki olumlu etkisi sürüyor. Alınan destekleyici teşvik ve tedbirlerin katkısıyla iktisadi faaliyetteki ılımlı toparlanma eğiliminin devam etmesini bekliyoruz. Cari denge tarafındaysa emtia fiyatlarının olumlu etkisini önümüzdeki dönemlerde kademeli olarak azalacağını ancak net mal ihracatındaki toparlanmayla iyileşmenin devam edeceğini değerlendiriyoruz. 2016 yılında enflasyon görünümüne karşı sıkı, döviz likiditesinde dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici politika duruşumuzu koruduk. 2016 Mart- Eylül ayları arasında para politikasında sadeleşme sürecine devam ettik. Bu doğrultuda koridorun üst bandını Mart- Eylül 2016 döneminde ölçülü ve temkinli adım atmak suretiyle azalttık.”

“2016 YILINDA YAŞANAN BİRÇOK ÖNEMLİ ŞOKA RAĞMEN…”

“2016 Ekim ayına gelindiğinde toplam talepteki yavaşlama, çekirdek enflasyondaki kademeli düşüşü desteklemekle birlikte döviz kuru ve diğer maliyet unsurlarındaki gelişmeler enflasyon görünümündeki iyileşmeyi sınırladı” diyen Çetinkaya, “Para politikasındaki temkinli duruşun korunmasını gerektirdi. Bu çerçevede Ekim ayında politika faiz oranlarını sabit tuttuk. Kasım ayında ise küresel belirsizliklerdeki artış, yüksek oynaklıklara bağlı olarak gerçekleşen döviz kuru hareketlerinin enflasyon beklentilerini ve fiyatlama davranışlarını bozmasını engellemek amacıyla bir miktar parasal sıkılaştırma gerçekleştirerek marjinal fonlama faizini 25 baz puan, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını ise 50 baz puan yükselttik. Aralık ayında toplam talep gelişmelerinin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini takip edebilmek amacıyla bu ay Aralık ayı toplantısında faiz oranlarında değişiklik yapmadık. 2016 yılında yaşanan birçok önemli şoka rağmen sadeleşme yönündeki adımlarımıza yıl boyunca devam ettik. Bu adımlar para politikasında her iki yönde de gerçekleşti. Yılın özellikle ilk yarısında faiz koridorunun üst bandında indirimler gerçekleştirilirken Kasım ayında 2008 yılından bu yana ilk kez konvansiyonel bir sıklaştırma adımı attık. 2017 yılının Ocak ayındaysa makro çerçeve ve iktisadi temeller değişmediği halde döviz piyasasında gözlenen aşırı hareketlilik karşısında dinamik ve farklı likidite araçlarını da içeren bir sıkılaştırma çerçevesini uygulamaya koyduk. Sade bir politika çerçevesi aktarım mekanizmasının etkinliğini arttırırken bu tip dinamik tepkileri dışlamamaktadır. Bu çerçevede 12 Ocak 2017 tarihinden bu yana bir hafta vadeli repo ihalelerine ara verdik. 16 Ocak’tan itibaren marjinal fonlamanında sınırlandırılmasının etkisiyle gerekli görülen günlerde sistemin fonlama ihtiyacının bir kısmını geç likidite penceresi borç verme faiz oranından karşılamaktayız. Söz konusu uygulamalarımızın etkisiyle ağırlıklı ortalama fonlama faizimiz de ve BİST bankalar arası gecelik repo faizinde belirgin bir artış gözlendi. Ayrıca TL ve döviz likiditesi yönetimindeki esnekliği ve araç çeşitliliğini arttırmak üzere 17 Ocak’ta Türk Lirası depoları karşılığı döviz depoları piyasasını açtık. 24 Ocak tarihindeki Para Politikası Kurulu Toplantısındaysa döviz kurlarında gözlenen aşırı hareketliliğin etkisiyle enflasyon görünümünde oluşturulabilecek bozulmayı sınırlamak amacıyla parasal sıkılaştırmanın güçlendirilmesine karar verdik. Bu çerçevede marjinal fonlama faizini 75 baz puan arttırarak yüzde 9,25’e geç likidite penceresi borç verme faizini ise 100 baz puan arttırarak yüzde 11’e yükselttik” açıklamasında bulundu.

“SAĞLIKSIZ FİYAT OLUŞUMLARI GÖZLENMESİ HALİNDE LİKİDİTE ARAÇLARIYLA GEREKLİ TEDBİRLERİ ALACAĞIZ”

Uyguladıkları politikaların piyasaya yansımalarını yakından takip ettiklerini dile getiren Çetinkaya, şu ifadeleri kaydetti:

“Merkez Bankası olarak fiyat istikrarı temel amacımız doğrultusunda elimizdeki bütün araçları kullanmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde para politikası kararları enflasyon görünümüne bağlı olacak. Enflasyon beklentileri fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeleri yakından izleyerek ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapabileceğiz. Ayrıca döviz piyasasında iktisadi temellerle uyumlu olmayan sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi halinde likidite araçlarıyla gerekli tedbirleri alacağız. Finansal sistemi destekleyici makro ihtiyati politikalar aldığımız likidite tedbirlerinin gecikmeli etkileri ve kamu teşvikleri sayesinde finansal olmayan kesime kullandırılan kredilerin yıllık büyüme oranı da 2016 yılının son çeyreğinde ılımlı bir artış eğilimi gözlendi. Kredilerin alt derecelerine baktığımızda söz konusu dönemde ticari kredilerin TL krediler kaynaklı olarak sınırlı bir oranda arttığını, tüketici güvenindeki kısmi toparlanma ve yapılan düzenlemelerin gecikmeli etkileriyle tüketici kredilerindeki artış eğilimin güçlenerek devam ettiğini görüyoruz. Tüketici kredilerinin alt kalemlerine baktığımızda artışın genele yayıldığı görülmekte. Önceki dönemlerde kredilerin mevduat faizlerinde görülen düşüş eğilimi yurt içi ve yurt dışı finansman koşullarındaki sıkılaşmanın etkisiyle 2016 yılının son çeyreğinde duraksadı ve kredi koşullarındaki sıkılık devam etti. Öte yandan küçük ve orta ölçekli işletmelere verilen TL kredi faizleri yılın çeyreğindeki destekleyici kamu politikalarının etkisiyle geriledi.”

“YILIN SONUNA DOĞRU ÜRETİCİ FİYATLARI KAYNAKLI BASKILAR BELİRGİNLEŞTİ”

“Başta tütün ürünlerine yönelik olmak üzere son dönemde yapılan vergi ayarlamaları enflasyon üzerinde belirgin bir yukarı yönlü etki yaptı” diyen Çetinkaya, “Kasım ayında otomobillerde ÖTV düzenlemesi yapıldı. Aralık ayında ise alkollü içecek ve tütün ürünlerinin ÖTV oranı, 2016 yılı Ocak ayındaki vergi artışının ardından 2’nci kez yükseltildi. Böylelikle 2016 yılında vergi ayarlamaları ve yönetilen yönlendirilen fiyatların enflasyona katkısı tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde gerçekleşti. Gıda enflasyonu Kasım ayına kadar ılımlı bir seyir seyrederek geçmiş yıllara kıyasla enflasyona, nispeten sınırlı bir katkı yaptı. Aralık ayında ise TL’deki değer kaybı ve olumsuz hava koşullarının etkisiyle gıda enflasyonunda artış gözlendi. Söz konusu yükselişe rağmen gıda enflasyonu, gerek turizm sektöründeki daralma, gerekse alınan tedbirlerin etkisiyle yılı 5,65 ile tarihsel olarak düşük nitelendirilebilecek seviyede tamamladı. Böylelikle gıda yıllık enflasyonu, Ekim enflasyon raporu öngörümüzle ılımlı bir seyirle gerçekleşti. Yılın son çeyreğinde temel mal grubu fiyatları alt gruplar bazında farklılık arz etti. Giyim, mobilya gibi gruplarda enflasyon yavaşlarken, iç satışların nispeten güçlü olduğu sektörlerde enflasyonda yukarı yönlü bir eğilim kaydedildi. Hizmet enflasyonu, gıda enflasyonundaki ılımlı görünüm ve talep koşullarındaki zayıf seyre karşın, özellikle reel birim iş gücü maliyetleri ve İstanbul ili başta olmak üzere kiralardaki artışa bağlı olarak yüksek seyrini korudu. Yılın sonuna doğru üretici fiyatları kaynaklı baskılar belirginleşti. Özellikle Aralık ayında yayılım endekslerine göre fiyat artırımı eğilimi güçlendi. Çekirdek göstergelerin ana eğilimi Aralık ayı ile birlikte yukarı yönlü bir seyir gösterdi. Yakın dönemde enflasyon görünümü iktisadi faaliyetin sınırlayıcı etkisine rağmen vergi artışları, güçlenen maliyet yönlü baskılar ve gıda fiyatlarındaki kısmı yükseliş sonucunda bozuldu” ifadelerini kullandı.

“VERİLERİN İMA ETTİĞİ KADAR ZAYIF GERÇEKLEŞMEDİĞİNİ DEĞERLENDİRİYORUZ”

2016 yılının 3’üncü çeyreğinde iktisadi faaliyette belirgin bir yavaşlamanın gözlendiğini kaydeden Çetinkaya, “Bu dönemde gayri safi yurtiçi hasıla bir önceki çeyreklerin yüzde 2,7, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,8 oranında düşüş kaydetti.

İktisadi faaliyette turizm gelirlerinde düşüş nedeniyle oluşan ivme kaybının, Temmuz ayındaki gelişmelerin yurtiçi talep üzerindeki olumsuz etkileri ile gerilediğini gördük. Kamunun tüketim harcamalarında yıllık yüzde 23,8 oranında kuvvetli artış ile inşaat sektöründeki ılımlı görünüm yurtiçi talebin diğer bileşenlerdeki düşüşün büyüme üzerindeki etkilerini hafifletti.

Bunlara ilave olarak, uzatılan bayram tatilleri ve Temmuz ayı ortasındaki olumsuzluklara bağlı olarak gerçekleşen iş gücü kayıplarının da faaliyet üzerinde olumsuz etkileri gözlendi. Bu sebeple, iktisadi faaliyetteki ana eğilim yavaşlama yönünde olmakla birlikte, açıklanan verilerin ima ettiği kadar zayıf gerçekleşmediğini değerlendiriyoruz. Normal takvim etkilerine ek olarak, söz konusu iş günü kayıplarının etkileri dışlandığında 3’üncü çeyrekte iktisadi faaliyetin yıllık bazda daralma yerine sınırlı bir büyüme kaydettiğini tahmin ediyoruz” dedi.

“CARİ DENGE TARAFINDA İYİLEŞMENİN SÜRMESİNİ BEKLİYORUZ”

2016 yılı son çeyreğine ilişkin göstergelerin, iktisadi faaliyette 3’üncü çeyrekteki iş günü kayıplarının da telafisine bağlı teknik toparlanma haricinde de ılımlı büyümeye işaret ettiğini bildiren Çetinkaya, şu ifadeleri kaydetti:

“Alınan tedbir ve uygulamaya konulan teşviklerin etkisi ile artan kredi kullanımının yanı sıra, vergi ve döviz kuru artışlarının fiyatlara yansıyacağı yönündeki beklentiler, dayanıklı tüketim mallarındaki talebi canlandırdı. Son çeyrekte, özel tüketim talebindeki toparlanmanın sektörel yayılımı sınırlı kaldı. Yatırımlardaki toparlanma ise tüketim harcamalarına göre daha yavaş oldu. Yurtiçi talepte son çeyrekte yıllık bazda ılımlı bir artış görmekteyiz. Önümüzdeki dönemde turizm görünümünde kayda değer bir iyileşme sinyali henüz olmamasına rağmen, alınan destekleyici teşvik ve tedbirlerin katkısı ile iktisadi faaliyetteki ılımlı toparlanma eğiliminin devam etmesini bekliyoruz. Bununla birlikte son dönemdeki TL’deki değer kaybı ile iç ve dış gelişmeler sonucunda belirsizlik algısının yükselmesini, yurt içi talebi hem tüketim hem de yatırım kanalından edilmesi muhtemel. Küresel büyüme görünümü ve gelişmiş ülke para politikalarına ilişkin belirsizlikler, sermaye akımlarının zayıf seyri ve jeopolitik gelişmeler yakın dönemde olduğu gibi 2017 yılında da büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyor. Son dönemde alınan teşvik ve tedbirlerin olası gecikmeli etkilerini, yukarı yönlü bir risk unsuru olarak belirtebiliriz. Cari denge tarafında ise iyileşmenin sürmesini bekliyoruz. Çevre ülkeler ile normalleşmeye başlayan ilişkiler, AB ülkelerinin talebindeki artışın devam etmesi, jeopolitik gelişmelerin sınırlayıcı etkilerine rağmen ihracatın pazar çeşitlendirme esnekliğinin olumlu etkileri birleştiğinde 2017 yılında iyileşme bekliyoruz.”

31 Jan 2017

Parahaberi

Borsa , ekonomi ve finans alanında günlük , haftalık ve aylık altın , döviz , forex , borsa gibi piyasalarda içerik sağlayan , güncel önemli yerli ve yabancı ekonomik gelişmeleri okuyuculara duyuran borsa ve finans sitesidir.

Yorum Yap