Kâr Nakde Dönmedikçe Açık Verirsiniz

Nakit, kriz dönemlerinin sihirli kelimesi ve normal dönemlerin “Nakit sorunumuz yok, bankalar yanımızda” ile geçiştirilen meşhur kelimesi. Kâr ve Nakit arasında kurulamayan köprüler nedeniyle,  “Muhasibi kayıtlara göre biz çok kârlı bir şirkettik, niye nakit yüzünden bu kadar zorlanıyoruz ki?”  ya da  “Aaa battık! ” sözlerinin sık duyulduğu dönemlerdeyiz.

Muhasebedeki bilanço kayıtlarınızın devlete verilmek üzere vergi bazlı hazırlandığını ve şirketin ticari hayatına başladığı andan itibaren tüm aktiviteleri içerdiğini hatırlatalım. 10 sene evvel aldığınız ve şu anda kullanmadığınız, büyük ihtimalle kaybolan, kullanılmayan bir hammaddenin dahi halen stoklarınızda durduğunu ve bilançoda dönen varlık olarak gözüktüğünü biliyorsunuz ya da üzerine işlem yapmadığınız 5 senelik bir alacak da halen bilançoda yer almakta, resmi kanaldan şüpheli alacak haline getirmediyseniz. Aslında ara ara temizlik yapmadıysanız işletme sermayenizin belirli bir kısmı değersiz kağıt kıvamında ve de borçlarınızın hepsi güncel. Bilanço bazlı yaptığınız tüm analitik çalışmalar da ciddi bir yanıltmaya sebep olabilir. Bu rakamlar üzerinde hâlâ kararlar alıyorsanız bir daha düşünün derim.

Şöyle bir durum düşünün: Ürünü 80 TL ye ürettiniz, 100 TL’ye sattınız ve o dönem için 20 TL kâr elde ettiniz, gayet güzel. Bu arada 80 TL maliyeti de tedarikçilerinize ödediniz, herkes mutlu gibi. 6 ay vadeli sattığınız ürünün ödemesi size gelmediği sürece aslında kâr sadece bir alacak. Ödeme size gelmediği sürece kârınızı gerçekleşmiş kabul edip, işletme sermayenizi olumlu etkileyecek bir kalem olmamıştır. O bedel ödenmediği sürece nakit pozisyonunuzda hep açık vereceksiniz ve dikkatli analizler yapmıyorsanız hep “O kadar kâr ediyoruz hâlâ niye nakit sıkıntısı çekiyoruz anlamıyoruz” diye yorum yapacaksınız. Aslında o süreçte 80 TL’lik bir maliyeti finanse ediyorsunuz.

Öncelikle işletme sermayesinin yakın aylık bazlı takibi ön şart. Bu takibin tam detayında yapılması ve bunun sizin nakit akışınıza etkilerini düzenli takibiniz de aynı önemde.

“Kârın Nakde Dönmesi” kavramının şirketlerde konuşulduğunu pek duymadık. Kâr ve Nakit Akışı, 2 farklı dünya olarak görülüyor. Aralarındaki köprülerin kurulması kriz zamanlarında özellikle altın değerinde. Bu nedenle risk tanımının ayrılmaz bir parçası olmalı. % 20 kârla sattığınız bir üründe ortaya çıkan gecikme veya ödenmeme durumu % 50 brüt kârla sattığınız üründen daha ağır olacaktır, tahsil edemezsek yazacağınız zarar miktarı büyüyor. Tabii ki değerin büyüklüğü de önemli.

İşletme finansal dinamiklerini sürekli kontrol altında tutmak ve değişen rekabet, kanun ve kurallar çerçevesinde gözden geçirmekte yarar var. Klasik oran analizleri yanında değişen dinamikler çerçevesinde bakılması anlamsız hale gelenleri eleyip, yeni anlayış çerçevesinde oluşanları eklemelisiniz. Her endüstrinin, her şirketin, kendine özgü dinamiklerine göre hazırlanmış klasiklerin dışında kendi bakış açısını içeren analizleri olmalı. Şirketleri birbirinden ayıran zaten bu bakış açıları değil mi? “Aynı malı üretip, aynı kanalı dağıtımda kullanan şirketlerden biri kârlı devam ederken diğeri batış eşiğine getiren nedir?” sorusunun cevabı, yönetimin bakış açısı ve tarzı değil mi? Neyi gördüğümüzden daha çok, neleri göremediğimizden bu tip tehlikeli durumlara giriyoruz. Düzenli hesap kitap şart diyoruz.

Muhasebenin temel prensiplerinden biri süreklilik olmakla birlikte, formülasyonlarınızda onlarca yıldır kullandığınız pay ve paydaları en az senede bir gözden geçirmenizde fayda var diye düşünüyorum. Bu, aslında safha maliyeti aşamalarında kullanılan masraf dağıtım anahtarlarınızın her sene incelenmesi gerekliliği gibi.

Eskilerin dediği gibi “para cebimde olduğu zaman işlem tamamlanır” ya da yeni dönemde satışçılarımızın çok iyi bildiği ve primlerinin baz olduğu “tahsilat gerçekleşene kadar satış tamamlanmış sayılmaz” ilkesindeki bir durum. Müşteriden alacak tamamlanmadığı sürece kârınız nakde dönmüş sayılmaz, tahsilat anına kadar sadece ve sadece işletme sermayenizle üretim maliyetini finanse etmiş sayılırsınız. En önemli ilkenin, tahsilat ve kâr/zarar tabloları arasında kurulması gereken köprülerin anlaşılır olması gerekir. Finansal raporlama yapısını sağlıklı kurmadığınız sürece bu köprüleri kuramazsınız. Eskileri düzeltmekten ziyade yenilerini kurmanız daha pratik ve hızlı olabilir.

Hem kârınızı hem de tahsilatlarınızı ilişkilendirmeyi unutmayın. İşlem sayılarınız az ise Excel kullanarak, yüksek sayıda işleminiz var ise kendinize özgü bir program yazdırarak yapmanızda yarar var.

Kâr ve Nakit, birlikte, tüzel yaşayan mikroorganizma diyebileceğimiz şirketlerin can damarıdır. İkisi olmadığı sürece yaşam damarınız kesilmiş demektir.

KAYNAK : Metin PİŞKİNOĞLU / http://hbrturkiye.com/

Parahaberi

Borsa , ekonomi ve finans alanında günlük , haftalık ve aylık altın , döviz , forex , borsa gibi piyasalarda içerik sağlayan , güncel önemli yerli ve yabancı ekonomik gelişmeleri okuyuculara duyuran borsa ve finans sitesidir.

Yorum Yap