Enerji Sübvansiyonunun Ülkelere Maliyeti Artıyor

Hazar Strateji Enstitüsü Özel Raporu

Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi  tarafından hazırlanan Yönetici Bilgi Notu, Enerji  sektöründen üst düzey yönetici, bürokrat, karar alıcı ve uzmanlara  gönderilmektedir. Bu özel raporu parahaberi.com sitesi olarak sizlere ulaştırmaktayız.

 

 

 

 

 

Yönetici Bilgi Notu

İnsan hayatının en temel ve vazgeçilmez gereksinimlerinden birisi olan enerjinin tüketicilere kesintisiz ve sürdürülebilir bir şekilde sunulmasının yanı sıra ulaşılabilir fiyatlardan sunulması da gerekmektedir.

 

Enerji fiyatları; enerjinin nadir bir kaynak olması, üretim maliyetleri, spekülatif piyasa hareketleri ve arz-talep dengesindeki değişimler nedeniyle tüketiciler için erişilebilir seviyelerin üzerine çıkabilmektedir. Satış fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında kaldığı durumlarda ve yeni enerji yatırımlarını teşvik etmek amacıyla üreticilere sübvansiyon sağlanması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu iki durumda hükümetler tarafından enerji sübvansiyonları uygulanmaktadır.

 

Enerji sübvansiyonları tüketici sübvansiyonu ve üretici sübvansiyonu olarak ikiye ayrılmaktadır. Tüketici sübvansiyonları tüketicilerin ödediği fiyatın referans fiyatın altında kaldığı durumda ortaya çıkmaktadır. Tüketicilerin ödedikleri fiyatla gerçek maliyet artı vergiler arasındaki fark tüketicilere sağlanan sübvansiyonu oluşturmaktadır. Gerçek maliyet ise enerjinin tedarik maliyeti ile enerji tüketiminin insanlara ve çevreye etkilerinin maliyetinden oluşmaktadır. Tüketici sübvansiyonları genellikle enerji fiyatlarının tüketicilerin ulaşabileceği fiyat seviyelerine çekilebilmesi amacıyla uygulanmaktadır.

 

Tüketici sübvansiyonları vergi öncesi ve vergi sonrası olmak üzere iki bileşenden oluşmaktadır. Vergi sonrası olarak adlandırılan sübvansiyonlar enerji tüketiminin çevre ve insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini de içermektedir. Üretici sübvansiyonları ise üretim maliyetlerinin referans fiyatın altında kaldığı durumlarda fiyatı yükseltmek, üretim maliyetlerini düşürmek ve yeni enerji yatırımlarını teşvik etmek için uygulanabilmektedir. Kamuya ait enerji üreticilerinin üretim maliyetlerinin altındaki fiyatlardan satış yaptığı durumlarda da şirketin zararı devlet bütçesinden karşılanarak sübvansiyon sağlanabilmektedir.

 

Enerji sübvansiyonları üreticilere ve tüketicilere doğrudan nakit transferleri olarak sağlanabildiği gibi, teşvikler, vergi indirimi, vergi muafiyeti, fiyat kontrolleri, ticaret ve piyasa erişim kısıtları gibi dolaylı olarak da uygulanabilmektedir. Enerjide uygulanan sübvansiyonlar tüketicilerin enerjiye erişim maliyetlerini düşürerek yatırımlar için teşvik aracı olarak kullanılsa da, sonuçları kümülatif olarak değerlendirildiğinde ortaya farklı bir tablo çıkmaktadır.

 

IMF (Uluslararası Para Fonu) verilerine göre, dünya genelinde enerji sektöründe verilen sübvansiyonların toplam maliyeti 2011 yılında 4,2 trilyon dolar olurken, bu rakam 2015 yılında 5,3 trilyon dolara yükselmiştir. Bu maliyet 2011 yılında Küresel Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın (GSYİH) yüzde 5,8’ine denk gelirken, 2015 yılında 6,5’e yükselmiştir. Dünya genelinde 2015 yılında yapılan toplam sağlık harcamaları ise Küresel GSYİH’nin ancak yüzde 6’sına denk gelmektedir. Yapılan çalışmalar enerji sektöründeki sübvansiyonların ekonomide verimlilik, büyüme ve eşitsizliği arttırıcı negatif etkilerinin olduğunu göstermektedir.

 

Dünya genelinde yenilenebilir enerji yatırımlarına verilen sübvansiyonların toplam miktarının ise yıllık 125 milyar dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Fosil enerji kaynaklı sübvansiyonlar, yenilenebilir enerji kaynaklarına verilen sübvansiyonların çok üzerindedir.

 

Enerji sübvansiyonlarının dağılımına bakıldığında öne çıkan ülkeler ve bölgeler ise şu şekilde sıralanmaktadır: Çin 2,3 trilyon dolar, ABD 699 milyar dolar, Rusya 335 milyar dolar, Hindistan 277 milyar dolar, Japonya 157 milyar dolar. Sübvansiyonların asıl amacı tüketicilerin enerji maliyetlerinin düşürülmesi olsa da yapılan çalışmalara bakıldığında sübvansiyonların uzun vadede hiç de kamu yararına olmadığı görülmektedir.

 

Enerji sübvansiyonlarının bir diğer etkisi de ülkelerin bütçeleri üzerinde neden olduğu maliyetlerdir. Harcamalar nedeniyle kamu borçlarının artması, sağlık, eğitim, altyapı yatırımlarına aktarılacak payların düşmesi nedeniyle neden olduğu dışlama etkisi, vergi gelirlerindeki düşüş gibi etkileri nedeniyle ülkelerin ekonomik büyümelerini olumsuz yönde etkilemektedir.

 

Sübvansiyonlar aynı zamanda enerji verimliliğini artıracak yatırımları, yenilebilir enerji yatırımlarını ve enerji altyapılarını olumsuz etkilemektedir. Bunların yanı sıra enerji fiyatlarındaki dalgalanmaları artırarak küresel enerji sektörü ve ekonomiyi de etkilemektedir.

 

Sübvansiyonların en büyük etkisinin çevre ve insan sağlığı üzerinde olduğu görülmektedir. Bunlar hava ve çevre kirliliği, kanser başta olmak üzere artan hastalıklar, atmosfere salınan sera gazları ve bunun sebep olduğu küresel ısınma ve felaketlerdir. Öte yandan sübvansiyonların, beklenenin aksine, yüksek gelir düzeyine sahip tüketicilere düşük gelir grubundakilerden çok daha fazla katkı sağladığı görülmektedir.

 

Sonuç olarak enerji sübvansiyonlarının enerji maliyetleri, piyasaları ve çevre açısından kısa vadeli çözümler ürettiği varsayılsa da uzun vadede sağlıklı enerji politikalarının sürdürülebilirliğini olumsuz yönde etkilediğini öngörmekteyiz.

 

Yararlanılan Kaynak: 
Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi, Yönetici Bilgi Notu, 2015 (40).
Hazırlayanlar: Dr. Efgan Nifti, Dr. Rüçhan Kaya, Emin Akhundzada, Emin Emrah Danış,
01 Sep 2016

Parahaberi

Borsa , ekonomi ve finans alanında günlük , haftalık ve aylık altın , döviz , forex , borsa gibi piyasalarda içerik sağlayan , güncel önemli yerli ve yabancı ekonomik gelişmeleri okuyuculara duyuran borsa ve finans sitesidir.

Yorum Yap