Ekonomistlerin cevabını vermekte en çok zorlandığı soru

Akademi dünyasının bugünlerde çokça…

Akademi dünyasının bugünlerde çokça tartıştığı bir soru var: Düşük faiz oranları enflasyona mı deflesyona mı (yoksa hiçbirine mi) yol açar?

Makroekonomistler geleneksel olarak düşük faiz oranlarının enflasyonu teşvik ettiğine inanıyor. Ancak, önce Japonya’nın negatif faiz oranı seviyesine geçmesi, sonrasında ABD ve Avrupa merkez bankalarının uzun süredir faizlerde değişikliğe gitmemesine rağmen enflasyon oranları ısrarla düşük seviyede kalmaya devam ediyor.

St. Louis Fed Başkanı Yardımcısı Stephen Williamson ve Hoover Enstitüsü Kıdemli Ekonomisti John Cochrane’in de aralarında olduğu bir grup makroekonomistin savunduğu yeni Neo-Fisherizm teorisine göre uzun süre devam eden düşük faiz oranları aslında fiyatları yükseltmek yerine aşağı çekiyor.

Williamson ve Cochrane, makroekonominin en yaygın teorisi Yeni Keynesyen modelin yerini kolayca Neo-Fisherizm’e bırakabileceğini savunuyor. Williamson ve Cochrane’e göre standart modellerde belirsizlik hâkim; Bir yandan ekonominin akıbeti ile radikal önerilerden bahsedilirken, diğer yandan bunların hangisinin gerçekleşeceği belirtilmiyor.

HOMOEKONOMİKUSUN SONU MU?

New York Üniversitesi Ekonomisti Xavier Gabaix, 9 Temmuz’da kaleme aldığı “Davranışsal Yeni Keynesyen Model” adlı makalesinde bu tip problemlere basit ve cesur adımlarla bir çözüm öneriyor. Gabaix, insanları mükemmel şekilde rasyonel kabul etmek (Homoekonomikus) yerine dikkatlerinin sınırlı olduğunu savunuyor. Gabaix’ın modeline göre faiz oranları ve yurtiçi hasıla değiştiği zaman insanlar, bir şeylerin değiştiğini tam olarak algılayamıyor. İnsanların ileri görüşlü olmadığını savunan Gabaix’ya göre 10 yıl içerisinde bir durgunluk olacağını ihtimal verilmiyor.

Söz konusu fikirler birçok kişi için sürpriz olmasa da hemen herkes bu gelişmelerin gelecekte olacağı düşüncesi ile şu anda herhangi bir endişeye kapılmıyor. Birçok makroekonomist hâlen insanların kusursuz şekilde akılcı davrandığı fikrini savunmakta ısrarcı. Onlara göre kriz zamanlarının nedeni insanların davranışsal psikolojilerinden çok ekonomik enstitülerin başarısızlıkları. Michigan Üniversitesi öğretim üyesi Christopher House’a göre davranışsal ekonomi yalnızca geçici heveslerle bağlantılı ve makro ekonomiye hiçbir zaman büyük bir etkisi olmadı.

DÜŞÜK FAİZDE ÖNCE ENFLASYON SONRA DEFLASYON

Gabaix’e göre düşük faiz oranları öncelikle enflasyonu artırıyor ancak daha sonra uzun dönemde fiyatlar düşüş eğilimi gösteriyor. Bu durum Japonya örneğinde de görülebilir. Faiz oranlarını yıllar boyunca sıfır seviyesinde tutan Japonya’da bu süre içerisinde tüketici fiyatlarında da bir yükseliş görülmedi.

Genel geçer kabule göre nominal faiz oranlarının sıfırın altına inmesi ekonomileri deflasyonist bir döngüye sürükleyebilir. Ancak gerçekte Japonya ve ABD gibi düşük faiz oranlarındaki ülkeler, yıllardır düşük enflasyonla yaşıyor ancak ekonomi çakılmıyor. Gabaix’in modeli de tam olarak bunu anlatmaya çalışıyor.

ÇARE VERGİ TEŞVİKİ

Klasik makroekonomik teoriler merkez bankasının rehberliğinin ekonomi üzerindeki etkisinin büyük olduğunu savunurken Gabaix’e göre bu durum gerçek hayatta geçerli değil. Gabaix, Fed’in faizleri gelecek 30 yılda artıracağına dair bir söz vermesinin ekonomiyi bunalıma sürüklememesi gerektiğini savunuyor.

Fransız ekonomist Gabaix’ın teorisine göre çözüm ise vergi teşvikinde yatıyor: Dar görüşlü olan tüketicinin, herhangi bir vergi kesintisinde harcama gücü artacak ve daha fazla tüketim olacak. Bu durum, büyümeyi de teşvik edecek.

01 Sep 2016

Parahaberi

Borsa , ekonomi ve finans alanında günlük , haftalık ve aylık altın , döviz , forex , borsa gibi piyasalarda içerik sağlayan , güncel önemli yerli ve yabancı ekonomik gelişmeleri okuyuculara duyuran borsa ve finans sitesidir.

Yorum Yap